Kitap
Okutma Kampanyası
Hava aydınlanmamıştı bile ben yola düştüğümde. Hızlı
hızlı yürürken kaldırımdan, karların hışırtısı yankılanıyordu açılmamış
dükkânların kepenklerinden. Buz tutmuş karlar üzerinde kaymamak için temkinli
bir şekilde ilerliyordum. Otobüs durağı çok uzak değildi aslında evime ancak bu
gün biraz gecikmiştim. Otobüsü kaçırmamak için hızlı hızlı yürüyordum. Otobüse
bindiğimde saat yediye geliyordu. Boş bulduğum bir yere oturdum. Yorgun
hissediyordum kendimi biraz uyumak istedim. Sonra yanıma bir amca geldi, yaşı bayağı ilerlemişti. Bana günaydın dedikten sonra çantasından bir kitap çıkardı ve okumaya başladı. Hayret ettim amcaya ve içimden “bu yaşıyla amca kitap okuyor ben ise bir öğretmen olmama rağmen uyumaya çalışıyorum” diye söylendim. Uyumaktan vazgeçtim. Amcayla konuşmak istedim. Bu kitap okuma sevgisi, azmi nereden geliyor, öğrenmek istiyordum. Eğer bunu öğrenirsem okulda öğrencilerime de anlatabilirim diye düşündüm. Sonra amcaya ismini sordum. Bana İsmim Murat evladım dedi. Sonra sohbet etmeye başladık. Afyonlu olduğundan ve İstanbul’a çocuklarını ziyarete geldiğinden bahsetti. Ben sürekli kitap okur musunuz, diye sordum. Murat amca bana 7 yaşından beri okumaya meraklı olduğunu ve evinde mütevazı bir kütüphanesi olduğunu söyledi. Benim ilgim gittikçe artıyordu amcaya. Okuduğunuz kitap neyden bahsediyor efendim? dedim. Aile ve çocuk eğitiminden bahsettiğini söyledi. Ben gülümseyerek amcacım senden geçmedi mi çocuk ve aile kitabı okumak dedim. Kitap gelinine aitmiş. Oğlunun çocuklarına karşı yanlış davrandığını düşünüyormuş ona birkaç tavsiye vermek için bu kitabı okuyormuş. Ayrıca yolda okuyacak başka bir şeyi olmadığı için almış Murat amca. Beni de ilgilendiren bir konu olduğu için dikkat kesilmiştim Murat amcanın konuşmasına. Sonra “ amcacım bana da verebileceğiniz birkaç tavsiye varsa bende dinlemek isterim” dedim. Murat amca “tamam o zaman. Kitapta okuduğum bir hikâyeyi anlatayım sana dedi ve başladı.
Geçmişte köyün birinde yaşayan fakir bir aile varmış. Baba her hafta dağın yamaçlarındaki ormana yakacak ağaç getirmeye gidermiş. Bir gün küçük oğlunu da yanına almış. Ormana vardıklarında çocuğun ayağı bir taşa takılmış ve yere düşerken “baba” diye bağırmış, aradan bir saniye geçince dağlardan bir ses “baba” diye seslenmiş. Çocuk çok şaşırmış. “kim var orada” demiş çocuk. Tekrar “kim var orada” diye ses gelmiş kayalardan. Çocuk çok korkmuş ve babasına sormuş. Baba bu kim. Babası “bu yankıdır evladım. Sen ne söylersen o da sana aynısını söyler” bak şimdi. “Sen çok güzelsin” demiş baba kayalardan da “Sen çok güzelsin” sesi işitilmiş. Sonra baba “sen çok kötüsün” demiş kayalardan yine aynı ses gelmiş.
Murat amca bana dönerek “Bak evladım çocuk
yetiştirmek aynı bu yankı gibidir. Sen ona nasıl seslenirsen oda sana ve
çevresindeki insanlara aynı seslenir. Sen çevrendekilere kötü davranır, onları
küçük görürsen senin evladında aynısını yapacaktır. Bu iki iki dört kadar
kesindir.” dedi.
Bu hikâyeyi daha önce hiç duymadığım için mi yoksa amcanın anlatma şeklinden mi bilmiyorum, benim tüylerim diken diken olmuştu. Etkilemişti beni bu hikâye. Ve amca devam etti “evladım sende sabahları bu yolu kitap okuyarak geçirirsen çok şey kazanırsın ayrıca çevrendeki insanlar da seni örnek alarak onlarda çok şey kazanacaklardır.”
Bu hikâyeyi daha önce hiç duymadığım için mi yoksa amcanın anlatma şeklinden mi bilmiyorum, benim tüylerim diken diken olmuştu. Etkilemişti beni bu hikâye. Ve amca devam etti “evladım sende sabahları bu yolu kitap okuyarak geçirirsen çok şey kazanırsın ayrıca çevrendeki insanlar da seni örnek alarak onlarda çok şey kazanacaklardır.”
Okulun durağına yaklaşmıştı otobüs. İnmem gerekiyordu. Murat amcayla bir daha karşılaşır mıyım bilemem ama bana öğrettiği şeyler aklımdan hiç çıkmayacağı kesindi. Murat amcaya bana anlattığı güzel ve manalı hikâye için teşekkür ettim ve burada inmem gerektiğini söyledim. Elinden öptüm ve otobüsten indim. Okula gittiğimde zilin çalmasına 15 dakika vardı.
Öğretmenler odasının camından dışarı baktım. Minik yavruların okula gelişini izledim biraz. O ışıltıyla dolu gözlerinden anlaşılıyordu okulu sevdikleri.
Sonra aklıma bir fikir geldi. Murat amcanın dediğini zaten yapacaktım yani her sabah kendim kitap okuyup zenginleşecektim. Ancak otobüste benim gibi 1 saatlik yolculuğunu kitap okumaya ayırabilecek 20 kişi daha vardı. Onlara da kitap almak geldi aklıma. Eğlenceli ve bilgi verici kitaplar alıp otobüse koymak çok iyi bir fikirdi. Sonra dersime girdim. Ayrı bir heyecan vardı içimde ders çok zevkli geçmişti. Çocuklarla eğlenerek ders işledik. Sonra akşam oldu. Kitap almak için kitapçıya gittim. 20 tane kitap aldım farklı türden. Otobüse bindim ve kitapları boş bulduğum koltukların önlerindeki eşya koyulan bölüme yerleştirdim. Sonra geçtim ön tarafa açtım bir kitap okumaya başladım. Gencin biri sordu “hocam bu kitapları neden bıraktınız?” otobüsteki yolcuların okuması için bıraktığımı söyleyince bana teşekkür etti.
Aradan birkaç gün geçti. Kitaplardan birkaç tanesi
kaybolsa da otobüsteki kitapları herkes okuyordu. Ve yolcular bana teşekkür
ediyorlardı. En azından bu küçük otobüse her gün binen 20 yolcuyu kitapla tanıştırmanın
mutluluğu vardı içimde. Ben de Murat amcaya her hatırıma geldiğinde dua
ediyorum. Allah ondan razı olsun.